BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hakikatleri anlatın yeter

Büyükelçi tokatlayan Abdülhamid Han.
Şehzade tokatlayan arabacı...
Kendisine suikast girişiminde bulunan askerlerle sokak ortasında çatışmaya giren padişah...
Bir kızın peşinde koşarken şans eseri padişahı suikasttan kurtaran mahalle delikanlısı...
Sarayda her türlü hinliği sergileyen ama bir türlü yakalanamayan hain...
Harem, kadınlar, aşklar ve entrikalar...
Büyük umutlarla beklediğimiz Payitaht Abdülhamid dizisinin ilk iki bölümünde Muhteşem Yüzyıl’ı hatırlatan sahneler var.
Evet, daha usturuplu, evet daha ciddi, ele aldığı konular ilgi uyandırıcı, dekor harika, kıyafet seçimleri yerli yerinde.
Fakat yine bir sürü absürtlükle karşı karşıyayız.
Ulu Hakan’ın zekâsından örnekler de gösterilmese, neredeyse diğerlerinden farkı kalmayacak.
Hadi Ertuğrul Gazi'nin hayatıyla ilgili çok şey bilinmediği için Diriliş Ertuğrul'da kurgudan öteye geçilemedi.
Hakkında binlerce kitap yazılmış, bir asır önceki Abdülhamid Han'ın böyle anlatılmasına ne demeli?
Atraksiyonlara gerek yok, hakikatleri anlatın yeter. Abdülhamid Han'ı anlamak, dünü de bugünü de doğru anlamaktır.
 
Haberi Ankara yazar, manşeti İstanbul atar
 
Türk basınının değişmez kuralları vardır:
Haberi muhabir yazar, noktayı yazı işleri koyar.
Haberi Ankara yazar, manşeti İstanbul atar.
Haber merkezi, eline gelen bilgi ve fotoğrafı en iyi şekilde okurla buluşturmak için mücadele eder; etkili manşetler atmaya çabalar.
Editörler meseleye çarpıcı, can alıcı noktalardan yaklaşmaya çalışır.
Bunu yaparken abartabilir.
Yargıtay'a göre, gazeteci ele aldığı konuyu nesnel verilere dayandırıyorsa kışkırtıcı başlık da atabilir.
Ne var ki bunun da bir sınırı olduğunu geçen hafta Hürriyet gazetesiyle birlikte gördük.
Genelkurmay'dan alınan bilgileri "Karargâh Rahatsız" başlığıyla duyuran editör, hem siyaseti karıştırdı hem genel yayın yönetmeninin başını yedi.
Buradan gazeteye, yöneticilerine ve askere bazı dersler çıktı:
1-) Toplum için hazırladığın gazeteni, toplum aleyhine kullanmayacaksın.
2-) Sorumluluk makamındaysan ne yazıldığını kontrol edeceksin.
3-) Eğer şikâyetçiysen bunu gizli kapaklı değil, açık açık söyleyeceksin.
 
Aldırma Reis
 
IMDB diye uluslararası film değerlendirme platformu var.
Site, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hayatını konu olan "Reis" filmine 10 üzerinden 1.5 puan vermiş.
32 binin üzerinde kişi film için oy kullanmış.
Söz konusu sitenin 9.5 verip tüm zamanların en iyi Türk filmi seçtiği "Hababam Sınıfı"nı bile 28 bin kişi puanlamış.
Yani mesele, Erdoğan aleyhine kampanyaya dönüşmüş durumda.
Haa film çok mu iyi derseniz, bunu söylemek de mümkün değil.
İşi ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Defalarca senaryosu, yapımcısı ve gösterim zamanı değişti. Yönetmeni galaya katılmadı. Öyle bir PR'ı var ki evlere şenlik.
Kızdığım, Erdoğan'ın isminin bu işlere alet edilmesi.
 
Dost acı söyler
 
Geçenlerde Fuat Uğur, "İstanbul'da çevreciler ayaklandırılmaya çalışılıyor. Çiğ süt satışı yasaklanıyor. Açık alanlara sigara yasağı getirilmeye çalışılıyor. Kripto FETÖ’cülerin masumları ihraç etmesine göz yumuluyor" diyerek referandum öncesi bazı AK Parti’lilerin bilmeden "Hayır"a çalıştığını söyledi. Uğur, açık açık kendi ayağınıza sıkıyorsunuz diye uyardı.
Ardından bir eleştiri de Akit yazarı Abdurrahman Dilipak’tan geldi. "Dost acı söyler" diyen Dilipak'ın AK Parti'ye ikazı ağırdı: "Evlere giden kadınlar makyajlı, pahalı ve lüks giyim kuşamı olan insanlar. Lüks arabalarla kenar mahallelerde ev sohbetleri sanıldığı kadar verimli değil. Gelenleri kendilerine benzetmiyorlar. Duygusal bir bağ kuramıyorlar. Yani o kenar mahalledeki birine “hadi sen de bize katıl” diyemezler.. 15 Temmuz'daki o kamyon kullanan kadın, yanındaki komşusu, Akıncılar’dakiler, o Şehidler Köprüsü’ndeki şalvarlı kadına benzer birileri yok. Oturunca dua da etmiyorlar. Şöyle 3 kez kucaklaşmıyorlar.. Namaz vakti geldiğinde birlikte namaz kılmıyorlar.. Zaten abdest alsalar makyajları bozulur, olmaz! “Ahretlik” dostluklar yok yani. 46 yıldır her gün yazan bir gazeteciyim. Bana 'Hangi gazetede yazıyordunuz?' diye soran bakanlık basın müşaviri var."
 
Seyretmek değil setretmek...
 
Tesettür "örtmek, kapatmak, setretmek" anlamına geliyor.
Ama bazıları "seyretmek" anlıyor. Bazıları da var ki bu durum çok hoşlarına gidiyor, ekranlarda ellerini ovuşturuyor.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
595787 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/595787.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT