BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“SEN ÜZÜLME ÇOCUK!! MAZLUMLARIN AHININ AHESTE AHESTE ÇIKTIĞI YERDİR MAHŞER-İ ÂLEM...”

5 yaşında bir kız çocuğu, bir evin bodrum katında, etrafında sağlık ekipleri, ellerinde malzemeleri yok, anestezi yapacak ilaçları yok, ama acilen dikiş atılması lazım... Minik yavru yaşayacağı dayanılmaz acıya razı… Başlıyor masum yavrucak Tebbet ve Beyyine surelerini okumaya… Doktor dikiş atarken, yavrucak hızlı hızlı okuyor Tebbet suresini… Onun orada en büyük ilacı aslında bu sureler… Bu görüntülere, hangi vicdan dayanır, hangi insan evladı katlanabilir!!..

Üstü başı toz ve kanlar içinde belki üç, belki de dört yaşında bir çocuk adamın kucağında ağlıyor... Adam soruyor: “Baban nerede?” Ölmüş bedenlerin arasında olan bir adamı minicik parmağıyla gösteriyor; “Babam orada” diye ağlıyor… Adam kucağındaki çocuğa sıkı sıkı sarılıyor, bağrına basıyor... O masum yavruyu oradan uzaklaştırırken ağzından şu kelimeler dökülüyor: “Baban cennette, baban cennette…”
Yetmiş yaşlarında bir adam ellerini açmış yalvarıyor insanlığa:
"Ey dünyanın doğu ve batısındaki Müslümanlar, neredesiniz? Biz Halep'te katlediliyoruz. Biz Halep'te açız. Çocuklarımız öldürülüyor!.."
Ve bir anne haykırıyor: "Bir şeyler yapın! Sokaktaki insan cesetleri ciğerimizi yakıyor. Allah için harekete geçin!..”
Halep’in yıkıntıları arasındaki bir meydan... İçlerinde 13 çocuğun da bulunduğu 82 kişi diri diri yakılarak ailelerinin gözleri önünde sırayla öldürülüyor… Bu nasıl insanlık!!!
Evladı gözleri önünde öldürülen, cansız bedenini kollarında taşıyan bir baba feryat ediyor: “Çocuklarımız kesiliyor! Yakılıyor, öldürülüyor! Bizi dinleyenler, Allah'tan korkun! Ey Araplar! Ey Müslümanlar! Ey Allah'ın yarattığı insanlar! Neredesiniz?!.."
Evladını kaybeden bir başka acılı baba: “Lütfen dünyaya bizim hikâyemizi anlatın! Oğlum babasıyla gurur duysun...”
Bir çaresiz anne daha, kollarının arasında son nefesini vermek üzere olan minicik bebeğine sarılıyor “Korkma, ağlama, Allah intikamımızı alacak” diyor…
Ve bir doktor, gözlerinden okunuyor çaresizliği… “Tüm doktor arkadaşlarım Halep’i terk etti, sadece 30 kişi kaldık, malzeme yok, hastanelerimiz bombalandı, birileri yardım etsin, insanlar ölüyor, biz yetersiz kalıyoruz, birazdan belki biz de öleceğiz” diyor ve iki elini yüzüne kapatıp çaresizlik içinde hıçkırarak ağlıyor…
Burası Halep, insanların acımasızca katledildiği, çocukların üzerlerine bombaların atıldığı, diri diri yakıldığı, genç kızlara, kadınlara tecavüz edildiği, hastanelerin, evlerin, okulların yıkıldığı; sadece atılan bombalardan değil, açlıktan ölümlerin yaşandığı yer… Nüfusun yarısından fazlası gençler ve çocuklar... Bir nesil bilerek yok ediliyor!!!..
Halep düşüyor derken düştü!!! Aslında, insanlık yere düştü, başımız öne düştü… Kimse buna dur demiyor bizden başka, Türkiye’den başka… Halep bilerek, göz göre göre gitti, öldü…
Nitekim sadece Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan “artık yeter, buna izin vermeyiz’’ dedi... Türkiye Medyası Haleplilerin sesini tüm dünyaya duyurdu... Türkiye ve Rusya’nın anlaşmasıyla salı akşamı ateşkes sağlandı… Ancak İran anlaşmayı bozdu... Sivillerin üzerine yine silahlar doğrultuldu…
Türkiye tekrar bastırıp Rusya’yı ikna etti... Anlaşma tekrar sağlandı… Yaralılar otobüslere bindirildi, ilk konvoy harekete geçti; fakat her şey tamam derken Şii teröristler otobüsleri taradı… 4 kişi hayatını kaybetti… Konvoy geri döndü...
O otobüslerdeki, araçlardaki Halepli kardeşlerimizin durumunu düşünebiliyor musunuz?.. Bunun adı; “Umuda yolculuk…’’
Başlamadan bitti, derken... Rusya yeniden devreye girdi… Milislere rest çekti… “Bir daha olursa vururum” dedi... Nihayet 7.500 Halepli, İdlib’e taşındı…
Evet, belki 7.500 kişi kurtuldu ama nasıl… Kim bilir kimleri, hangi yakınlarını geride bırakarak geldiler İdlib’e… Kimi evlatlarını, kimi anasını, kimi babasını, kimi kardeşini, kimi tüm ailesini kaybederek, onların cansız bedenlerini toprağa gömemeden geldiler...
Daha 22 bin kişi kurtarılmayı bekliyor Halep’te... İnsanlığını, vicdanını kaybeden Esad ise ateşkesin uzun süre olmayacağını söylüyor… Savaşmaya devam edeceğini belirtiyor... Bunun adı aslında “Sünni Katliamı’’!!.. Suriye’de yıllardır süren vahşetin en ağır bedelini  Halepliler ödüyor...
Yaşananları gördükçe kanımız donuyor. Gözyaşlarımız durmuyor. Ciğerlerimiz, yüreklerimiz yanıyor kavruluyor.
Ey sözüm ona Müslümanlar, sözüm ona, Müslüman ülkelerin liderleri! Siz ne yapıyorsunuz? Sizde hiç din, iman vicdan merhamet yok mu? Halepli çocukların kadınların “Ey Müslümanlar neredesiniz” çığlıklarını hiç mi duymuyorsunuz? Hiç mi vicdanlarınız sızlamıyor… İçinizde Allah korkusundan bir zerre dahi yok mu?!.
Ne yazacak takatimiz kaldı ne söyleyecek sözümüz… İyi ki Türkiye var ve iyi ki Müslümanlara sahip çıkan bir liderimiz var... Allah senden razı olsun Sayın Cumhurbaşkanımız...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
594628 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/aslihan-oren/594628.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT